Damat Nikâh Şahidi Olabilir mi? Bir Nikâh Masasında Başlayan Tartışma
Geçenlerde bir arkadaş grubunda öyle bir konu açıldı ki herkesin fikri birbirinden farklı çıktı: Damat nikâh şahidi olabilir mi? İlk bakışta basit bir soru gibi görünüyor ama işin içine aileler, gelenekler, resmî kurallar ve insanların birbirinden beklentileri girince mesele bambaşka bir hâl alıyor. Ben de bu konuyu yalnızca hukuki bir soru olarak değil, bir nikâh günü yaşanan küçük bir aile hikâyesi üzerinden anlatmak istedim. Çünkü bazen bir sorunun cevabını öğrenmek kadar, o sorunun insanları neden bu kadar düşündürdüğünü anlamak da önemli.
1. Nikâha Üç Gün Kala Ortaya Çıkan Soru
Mert ile Elif, yaklaşık iki yıllık bir ilişkinin ardından evlenmeye karar vermişti. Her şey planlandığı gibi ilerliyordu. Salon tutulmuş, davetiyeler dağıtılmış, aileler tanışmıştı. Nikâh tarihine yalnızca üç gün kalmıştı. Mert'in en yakın arkadaşı Burak, nikâh şahidi olacaktı. Elif'in çocukluk arkadaşı Zeynep de diğer şahit olarak seçilmişti.
Ancak nikâhtan önceki akşam aileler bir araya geldiğinde Mert'in amcası masaya beklenmedik bir soru bıraktı:
- Peki, damat nikâh şahidi olabilir mi?
Masada kısa bir sessizlik oldu. Mert önce sorunun şaka olduğunu düşündü. Elif ise amcasının yüzündeki ciddiyeti görünce konunun gerçekten tartışılacağını anladı.
- Amca, damat benim. Kendi nikâhımda nasıl şahit olayım? diye güldü Mert.
Amcası başını salladı.
- Ben onu demiyorum. Diyelim ki iki arkadaş aynı gün nikâh kıyacak. Birinin damadı diğerinin şahidi olabilir mi? Eskiden bazı şeylere dikkat edilirdi. Şimdi herkes istediğini yapıyor.
İşte o anda konu büyüdü. Birkaç dakika önce düğün menüsünü konuşan aile üyeleri, bir anda nikâhın kurallarını ve geleneklerini tartışmaya başlamıştı.
Mert, konuyu uzatmadan çözmek isteyen biriydi. Telefonunu çıkardı ve resmî mevzuata bakmaya başladı. Elif ise masadaki insanların neden bu kadar farklı düşündüğünü anlamaya çalışıyordu.
Mert'in yaklaşımı basitti: Önce kuralı öğrenelim, sonra karar verelim.
Elif'in yaklaşımı da farklı ama aynı ölçüde mantıklıydı: Kuralı öğrenelim, fakat kimsenin kendisini küçümsenmiş hissetmesine izin vermeyelim.
İki yaklaşım da gerekliydi. Çünkü bazen sorun yalnızca neyin doğru olduğu değil, doğrunun insanlara nasıl anlatıldığıdır.
Peki sizce böyle bir aile tartışmasında önce mevzuata mı bakılmalı, yoksa herkesin neden böyle düşündüğünü anlamaya mı çalışılmalı?
2. Hukuk Ne Diyor? Damat Nikâh Şahidi Olabilir mi?
Mert, araştırmasının sonunda önemli bir ayrıntıyla karşılaştı. Türk hukukunda evlenen kişilerle nikâh şahitlerinin görevleri birbirinden farklıydı.
Türk Medeni Kanunu'nun 142. maddesine göre evlendirme memuru, evlenecek kişilere birbirleriyle evlenmek isteyip istemediklerini sorar. Evlilik, tarafların olumlu sözlü cevaplarını verdikleri anda oluşur. Aynı Kanun'un 143. maddesi ise evlenme töreninin tanıklar huzurunda yapılmasını düzenler.
Bu hükümler, nikâhın tarafları ile nikâha tanıklık eden kişilerin farklı rollere sahip olduğunu ortaya koyar.
Peki, damat nikâh şahidi olabilir mi?
Kendi nikâhında olamaz. Çünkü damat, evliliğin tarafıdır; kendi evliliğine dışarıdan tanıklık eden kişi konumunda bulunamaz.
Ancak başka bir çiftin nikâhında şahitlik yapması farklı bir meseledir. Bir erkeğin daha önce evlenmiş olması veya başka bir nikâhta damat olarak yer alması, tek başına başka bir çiftin nikâh şahidi olmasına engel değildir. Önemli olan, o törende evlenen taraflardan biri olmaması ve ilgili yasal şartları taşımasıdır.
Türk Medeni Kanunu'nun 141. maddesi, evlenme töreninin evlendirme dairesinde, evleneceklerin istemesi hâlinde başka uygun bir yerde yapılabileceğini düzenler. Kanun'un 143. maddesi ise törenin en az iki tanığın huzurunda yapılmasını öngörür.
Mert, bulduğu bilgileri aileye anlatırken şu örneği verdi:
- Diyelim ki yarın Burak ile Zeynep evleniyor. Ben de onların nikâhında şahit olmak istiyorum. Benim daha önce Elif'le evlenmiş olmam, tek başına buna engel değil. Ama kendi nikâhımda hem damat hem de şahit olamam.
Amcası bir süre düşündü.
- Demek ki mesele damat olmak değil, hangi nikâhta hangi rolde bulunduğun.
- Aynen öyle, dedi Mert. Bir de belediyenin uyguladığı işlemleri teyit etmekte fayda var.
Burada küçük ama önemli bir ayrıntı var: Nikâh şahidi olmak ile nikâhın tarafı olmak aynı şey değildir. Ayrıca şahidin kimlik ve ayırt etme gücü gibi yasal koşulları taşıması gerekir. Somut bir durumda tereddüt varsa nikâhı gerçekleştirecek evlendirme memurluğundan bilgi almak en güvenilir yoldur.
3. Bir Şahit Yalnızca İmza mı Atar?
Masadaki tartışma hukuki cevapla çözülebilecek gibi görünüyordu. Fakat Elif'in aklına başka bir soru takılmıştı.
- Peki, insanlar neden şahit seçimine bu kadar önem veriyor? Sonuçta hukuken gereken şartları taşıyan biri şahit olabilir. Ama herkes en yakın arkadaşını, kardeşini ya da yıllardır yanında olan birini seçmek istiyor. Bunun nedeni ne?
Zeynep söze girdi.
- Çünkü insanlar nikâh gününde yalnızca bir imza istemiyor. Hayatlarının önemli bir anında yanlarında kimin durduğunu hatırlamak istiyorlar.
Zeynep'in bu düşüncesi, konunun sosyal yönünü ortaya çıkardı.
Nikâh şahidi, hukuken belirli bir işlevi yerine getirir. Bununla birlikte insanlar açısından şahitlik çoğu zaman güvenin, dostluğun ve ortak geçmişin sembolüdür. Çocukluk arkadaşının yıllar sonra nikâh masasında yanında durması, bir kardeşin o anı paylaşması veya uzun yıllardır destek veren bir dostun imza atması bu yüzden anlamlıdır.
Elif, kendi şahit seçiminde de bunu yaşamıştı. Zeynep yalnızca çocukluk arkadaşı değildi. Elif'in üniversite yıllarında zorlandığı dönemleri bilen, iş değiştirdiğinde onu dinleyen ve Mert'le ilişkisinin ilk zamanlarında kaygılarını paylaşabildiği kişiydi.
Mert'in seçtiği Burak da onun için benzer bir anlam taşıyordu. Birlikte büyümüş, iş hayatında birbirlerine destek olmuş ve önemli kararlar alırken birbirlerine danışmışlardı.
İkisi de şahitlerini yalnızca yakın oldukları için seçmemişti. Onların hayat hikâyelerinin bir bölümünü bildikleri ve bu yeni başlangıcın anlamını kavradıkları için seçmişlerdi.
Fakat burada başka bir düşünce ortaya çıkıyor: Şahitlik, insanın hayatındaki herkese verilen bir unvan mıdır, yoksa belirli bir ana eşlik eden resmî bir görev midir?
Belki de ikisi birden olabilir. Hukuki görev sınırlıdır; insanların ona yüklediği duygusal anlam ise çok daha geniştir.
4. Gelenekler Nereden Geliyor?
Ertesi gün Mert'in amcası konuyu yeniden açtı. Bu defa itiraz etmek yerine geçmişte gördüğü nikâhları anlatmaya başladı.
- Bizim zamanımızda bazı aileler şahit seçimini çok önemserdi. Büyüklerden biri olsun, aileyi temsil etsin, herkes birbirini tanısın isterlerdi. Şimdi gençler arkadaşlarını seçiyor.
Elif bu kez onun sözünü kesmedi. Çünkü amcasının anlattıkları, yalnızca bir kural tartışması değildi. Bir kuşağın evlilikten ne anladığını da gösteriyordu.
Geçmişte evlilik, birçok toplumda iki kişinin kararından daha geniş bir anlam taşıyordu. Aileler arasındaki bağlar, ekonomik dayanışma, toplumsal statü ve akrabalık ilişkileri evlilik kararlarında önemli yer tutabiliyordu. Bu nedenle nikâhta kimin bulunduğu, kimi zaman ailelerin toplumsal konumunu ve karşılıklı güvenini temsil ediyordu.
Ancak bu durum her dönemde ve her bölgede aynı şekilde yaşanmadı. Anadolu'nun farklı yörelerinde, şehirlerde ve kırsal bölgelerde evlilik gelenekleri birbirinden ayrıldı. Şahit seçimine ilişkin beklentiler de ailelerin yaşam biçimlerine, inançlarına ve kişisel tercihlerine göre değişti.
Zamanla bireysel kararların daha görünür hâle gelmesiyle birlikte arkadaşların nikâh şahidi olması da birçok insan için doğal bir tercih hâline geldi. Yine de aile büyüklerinin bir akrabayı veya aile dostunu görmek istemesi şaşırtıcı değil.
Asıl mesele, geleneğin varlığı değil, geleneğin nasıl yorumlandığıdır.
Bir aile büyüğü, sevdiği bir yakının nikâhta yer almasını isteyebilir. Genç çift ise hayatlarında özel yeri olan arkadaşlarını seçmek isteyebilir. Bu iki talep birbirine düşman olmak zorunda değildir.
Elif, amcasına dönerek şöyle dedi:
- Sizin için şahit, aileyi temsil eden biri olabilir. Bizim içinse hayatımızın bir bölümüne tanıklık etmiş bir arkadaş. İkisi de değerli. Ama aynı anlamı taşımaları gerekmiyor.
Geçenlerde bir arkadaş grubunda öyle bir konu açıldı ki herkesin fikri birbirinden farklı çıktı: Damat nikâh şahidi olabilir mi? İlk bakışta basit bir soru gibi görünüyor ama işin içine aileler, gelenekler, resmî kurallar ve insanların birbirinden beklentileri girince mesele bambaşka bir hâl alıyor. Ben de bu konuyu yalnızca hukuki bir soru olarak değil, bir nikâh günü yaşanan küçük bir aile hikâyesi üzerinden anlatmak istedim. Çünkü bazen bir sorunun cevabını öğrenmek kadar, o sorunun insanları neden bu kadar düşündürdüğünü anlamak da önemli.
1. Nikâha Üç Gün Kala Ortaya Çıkan Soru
Mert ile Elif, yaklaşık iki yıllık bir ilişkinin ardından evlenmeye karar vermişti. Her şey planlandığı gibi ilerliyordu. Salon tutulmuş, davetiyeler dağıtılmış, aileler tanışmıştı. Nikâh tarihine yalnızca üç gün kalmıştı. Mert'in en yakın arkadaşı Burak, nikâh şahidi olacaktı. Elif'in çocukluk arkadaşı Zeynep de diğer şahit olarak seçilmişti.
Ancak nikâhtan önceki akşam aileler bir araya geldiğinde Mert'in amcası masaya beklenmedik bir soru bıraktı:
- Peki, damat nikâh şahidi olabilir mi?
Masada kısa bir sessizlik oldu. Mert önce sorunun şaka olduğunu düşündü. Elif ise amcasının yüzündeki ciddiyeti görünce konunun gerçekten tartışılacağını anladı.
- Amca, damat benim. Kendi nikâhımda nasıl şahit olayım? diye güldü Mert.
Amcası başını salladı.
- Ben onu demiyorum. Diyelim ki iki arkadaş aynı gün nikâh kıyacak. Birinin damadı diğerinin şahidi olabilir mi? Eskiden bazı şeylere dikkat edilirdi. Şimdi herkes istediğini yapıyor.
İşte o anda konu büyüdü. Birkaç dakika önce düğün menüsünü konuşan aile üyeleri, bir anda nikâhın kurallarını ve geleneklerini tartışmaya başlamıştı.
Mert, konuyu uzatmadan çözmek isteyen biriydi. Telefonunu çıkardı ve resmî mevzuata bakmaya başladı. Elif ise masadaki insanların neden bu kadar farklı düşündüğünü anlamaya çalışıyordu.
Mert'in yaklaşımı basitti: Önce kuralı öğrenelim, sonra karar verelim.
Elif'in yaklaşımı da farklı ama aynı ölçüde mantıklıydı: Kuralı öğrenelim, fakat kimsenin kendisini küçümsenmiş hissetmesine izin vermeyelim.
İki yaklaşım da gerekliydi. Çünkü bazen sorun yalnızca neyin doğru olduğu değil, doğrunun insanlara nasıl anlatıldığıdır.
Peki sizce böyle bir aile tartışmasında önce mevzuata mı bakılmalı, yoksa herkesin neden böyle düşündüğünü anlamaya mı çalışılmalı?
2. Hukuk Ne Diyor? Damat Nikâh Şahidi Olabilir mi?
Mert, araştırmasının sonunda önemli bir ayrıntıyla karşılaştı. Türk hukukunda evlenen kişilerle nikâh şahitlerinin görevleri birbirinden farklıydı.
Türk Medeni Kanunu'nun 142. maddesine göre evlendirme memuru, evlenecek kişilere birbirleriyle evlenmek isteyip istemediklerini sorar. Evlilik, tarafların olumlu sözlü cevaplarını verdikleri anda oluşur. Aynı Kanun'un 143. maddesi ise evlenme töreninin tanıklar huzurunda yapılmasını düzenler.
Bu hükümler, nikâhın tarafları ile nikâha tanıklık eden kişilerin farklı rollere sahip olduğunu ortaya koyar.
Peki, damat nikâh şahidi olabilir mi?
Kendi nikâhında olamaz. Çünkü damat, evliliğin tarafıdır; kendi evliliğine dışarıdan tanıklık eden kişi konumunda bulunamaz.
Ancak başka bir çiftin nikâhında şahitlik yapması farklı bir meseledir. Bir erkeğin daha önce evlenmiş olması veya başka bir nikâhta damat olarak yer alması, tek başına başka bir çiftin nikâh şahidi olmasına engel değildir. Önemli olan, o törende evlenen taraflardan biri olmaması ve ilgili yasal şartları taşımasıdır.
Türk Medeni Kanunu'nun 141. maddesi, evlenme töreninin evlendirme dairesinde, evleneceklerin istemesi hâlinde başka uygun bir yerde yapılabileceğini düzenler. Kanun'un 143. maddesi ise törenin en az iki tanığın huzurunda yapılmasını öngörür.
Mert, bulduğu bilgileri aileye anlatırken şu örneği verdi:
- Diyelim ki yarın Burak ile Zeynep evleniyor. Ben de onların nikâhında şahit olmak istiyorum. Benim daha önce Elif'le evlenmiş olmam, tek başına buna engel değil. Ama kendi nikâhımda hem damat hem de şahit olamam.
Amcası bir süre düşündü.
- Demek ki mesele damat olmak değil, hangi nikâhta hangi rolde bulunduğun.
- Aynen öyle, dedi Mert. Bir de belediyenin uyguladığı işlemleri teyit etmekte fayda var.
Burada küçük ama önemli bir ayrıntı var: Nikâh şahidi olmak ile nikâhın tarafı olmak aynı şey değildir. Ayrıca şahidin kimlik ve ayırt etme gücü gibi yasal koşulları taşıması gerekir. Somut bir durumda tereddüt varsa nikâhı gerçekleştirecek evlendirme memurluğundan bilgi almak en güvenilir yoldur.
3. Bir Şahit Yalnızca İmza mı Atar?
Masadaki tartışma hukuki cevapla çözülebilecek gibi görünüyordu. Fakat Elif'in aklına başka bir soru takılmıştı.
- Peki, insanlar neden şahit seçimine bu kadar önem veriyor? Sonuçta hukuken gereken şartları taşıyan biri şahit olabilir. Ama herkes en yakın arkadaşını, kardeşini ya da yıllardır yanında olan birini seçmek istiyor. Bunun nedeni ne?
Zeynep söze girdi.
- Çünkü insanlar nikâh gününde yalnızca bir imza istemiyor. Hayatlarının önemli bir anında yanlarında kimin durduğunu hatırlamak istiyorlar.
Zeynep'in bu düşüncesi, konunun sosyal yönünü ortaya çıkardı.
Nikâh şahidi, hukuken belirli bir işlevi yerine getirir. Bununla birlikte insanlar açısından şahitlik çoğu zaman güvenin, dostluğun ve ortak geçmişin sembolüdür. Çocukluk arkadaşının yıllar sonra nikâh masasında yanında durması, bir kardeşin o anı paylaşması veya uzun yıllardır destek veren bir dostun imza atması bu yüzden anlamlıdır.
Elif, kendi şahit seçiminde de bunu yaşamıştı. Zeynep yalnızca çocukluk arkadaşı değildi. Elif'in üniversite yıllarında zorlandığı dönemleri bilen, iş değiştirdiğinde onu dinleyen ve Mert'le ilişkisinin ilk zamanlarında kaygılarını paylaşabildiği kişiydi.
Mert'in seçtiği Burak da onun için benzer bir anlam taşıyordu. Birlikte büyümüş, iş hayatında birbirlerine destek olmuş ve önemli kararlar alırken birbirlerine danışmışlardı.
İkisi de şahitlerini yalnızca yakın oldukları için seçmemişti. Onların hayat hikâyelerinin bir bölümünü bildikleri ve bu yeni başlangıcın anlamını kavradıkları için seçmişlerdi.
Fakat burada başka bir düşünce ortaya çıkıyor: Şahitlik, insanın hayatındaki herkese verilen bir unvan mıdır, yoksa belirli bir ana eşlik eden resmî bir görev midir?
Belki de ikisi birden olabilir. Hukuki görev sınırlıdır; insanların ona yüklediği duygusal anlam ise çok daha geniştir.
4. Gelenekler Nereden Geliyor?
Ertesi gün Mert'in amcası konuyu yeniden açtı. Bu defa itiraz etmek yerine geçmişte gördüğü nikâhları anlatmaya başladı.
- Bizim zamanımızda bazı aileler şahit seçimini çok önemserdi. Büyüklerden biri olsun, aileyi temsil etsin, herkes birbirini tanısın isterlerdi. Şimdi gençler arkadaşlarını seçiyor.
Elif bu kez onun sözünü kesmedi. Çünkü amcasının anlattıkları, yalnızca bir kural tartışması değildi. Bir kuşağın evlilikten ne anladığını da gösteriyordu.
Geçmişte evlilik, birçok toplumda iki kişinin kararından daha geniş bir anlam taşıyordu. Aileler arasındaki bağlar, ekonomik dayanışma, toplumsal statü ve akrabalık ilişkileri evlilik kararlarında önemli yer tutabiliyordu. Bu nedenle nikâhta kimin bulunduğu, kimi zaman ailelerin toplumsal konumunu ve karşılıklı güvenini temsil ediyordu.
Ancak bu durum her dönemde ve her bölgede aynı şekilde yaşanmadı. Anadolu'nun farklı yörelerinde, şehirlerde ve kırsal bölgelerde evlilik gelenekleri birbirinden ayrıldı. Şahit seçimine ilişkin beklentiler de ailelerin yaşam biçimlerine, inançlarına ve kişisel tercihlerine göre değişti.
Zamanla bireysel kararların daha görünür hâle gelmesiyle birlikte arkadaşların nikâh şahidi olması da birçok insan için doğal bir tercih hâline geldi. Yine de aile büyüklerinin bir akrabayı veya aile dostunu görmek istemesi şaşırtıcı değil.
Asıl mesele, geleneğin varlığı değil, geleneğin nasıl yorumlandığıdır.
Bir aile büyüğü, sevdiği bir yakının nikâhta yer almasını isteyebilir. Genç çift ise hayatlarında özel yeri olan arkadaşlarını seçmek isteyebilir. Bu iki talep birbirine düşman olmak zorunda değildir.
Elif, amcasına dönerek şöyle dedi:
- Sizin için şahit, aileyi temsil eden biri olabilir. Bizim içinse hayatımızın bir bölümüne tanıklık etmiş bir arkadaş. İkisi de değerli. Ama aynı anlamı taşımaları gerekmiyor.