İltizam ne demek TDK ?

Ozer

Global Mod
Global Mod
[İltizam Nedir? Devletin Eski "İşletme Modu" Hakkında Mizahi Bir Yaklaşım]

İltizam... Bu kelimeyi duyduğunda, kafanda hemen ne canlanıyor? Hangi kelime bir araya geldiğinde "İltizam" tınısı hemen yankı buluyor? Tüm yüzyılları kapsayan, Osmanlı İmparatorluğu’ndan günümüze ulaşan bir kavramdan bahsediyoruz, ama hemen korkma! Tarih kitabı açmanı istemiyorum. Merak etme, konuya eğlenceli ve samimi bir açıdan bakacağız, hafif mizahi bir dille! Hadi, iltizamın sırlarını keşfetmeye başlayalım ve bu terimi anlamak için derinlere inmeye… "İltizam" demek aslında biraz strateji, biraz işletme bilgisi ve az da olsa taktiksel bir mücadele gibi!
[İltizam Nedir? İşletmeciliğin Osmanlı Modeli]

İltizam, TDK’ye göre devletin bazı vergi gelirlerini, belirli bir süreliğine başkalarına devretmesi olarak tanımlanır. Yani, devletin bazı "işleri"ni başkalarına devredip, onlardan alacağı payla rahatlama fikri… Esasında bu, Osmanlı’daki vergi toplama sisteminin temeli olarak işlev görmüş bir kavramdır. Günümüzde, belediyelere ait olan parklar, otoparklar ve diğer kamusal alanların işletmeye verilmesiyle benzerlik gösteriyor. O zamanlar, devlet bu işi tamamen dışarıya devredip, müteahhitlerden gelir sağlıyordu. Tabii, bu çok daha karmaşık bir yapıya sahipti. Ama basitçe diyebiliriz ki, “devlet başta ama iş biraz dışarıda!”
[Erkeklerin Stratejik Bakışı: Kârlı Bir İş Anlayışı]

Erkekler, özellikle stratejik çözüm odaklı düşünce yapılarıyla tanınır. İşte, iltizam da tam bu tip bir fırsat sunuyor: Devlet, vergi gelirlerini dışarıya devrediyor, başkalarına daha geniş alanlar açılıyor ve o kişilerin işi yönetmesi sağlanıyor. “Hadi bakalım, herkes kendi işini bulsun” diyor devlet. Sonra da birkaç yıl içinde, o müteahhit ve girişimci, iltizamı devralıp büyük bir kâr elde edebiliyor. Yani, devletin 15. yüzyıldan günümüze kadar yaptığı şey, tam anlamıyla bir "iş stratejisi" gibi.

Stratejik bakış açısıyla bakıldığında, iltizam aslında vergi toplamanın karmaşık olmayan bir yolu. Bugünün iş dünyasında, serbest piyasa ekonomisinin ve iş dünyasının dinamikleri benzer şekillerde işler. Birçok insanın devletle yaptığı bu tür anlaşmalar, bir tür iş birliği olarak kabul edilebilir. Aslında, bununla ne kadar başarılı olunacağı, kurulan stratejilerin ne kadar doğru olduğuna bağlıdır. Sonuçta, herkes kazanmalı!
[Kadınların Empatik Bakışı: Toplumun İhtiyaçları ve Duygusal Bağlar]

Kadınlar, bu tarz işlerde genellikle empatik ve ilişki odaklı bakış açıları sergilerler. İltizamın kadınların gözünden nasıl göründüğünü düşünün: Vergilerin, bazı kişilere devredilmesi, devletin en savunmasız kesimlerine daha az hizmet sunmasına sebep olabilir mi? Bu konuda yapılan bazı eleştiriler, devletin gerçekten ihtiyacı olan toplum kesimlerine daha az fayda sağladığına işaret eder. Kadınlar, her zaman toplumsal yapıların güçlendirilmesi, herkesin eşit bir şekilde fayda sağlaması gerektiğini savunurlar. Özellikle bu tür vergilerin dışarıya devredilmesi, her ne kadar stratejik olarak karlı bir iş olsa da, toplumsal açıdan bazı dengelerin bozulmasına yol açabilir.

Kadınların bu konuya yaklaşımı, her zaman “insan” odaklıdır. Bir strateji, toplumun genel refahını gözetmeden sadece kâr odaklı şekilde şekillendiğinde, bazı grupların dışlanması ya da sınırlı kaynaklardan daha az fayda sağlaması söz konusu olabilir. Kadın bakış açısında, sadece vergi gelirinin bir müteahhide devri değil, o müteahhidi denetleyebilecek sistemlerin de önemsenmesi gerekir. Aksi takdirde, toplumsal eşitsizlikler daha da derinleşebilir.
[Mültefit ve İltizam: Benzerlikler ve Farklılıklar]

Mültefit ve iltizam terimlerinin birbiriyle benzer yönleri olduğunu görebiliriz. Her ikisi de dışlanmış ya da marjinalleşmiş gruplarla ilgilidir. Mültefit, toplumsal dışlanmışlık hissini ifade ederken, iltizam ise devletin bazı işlevlerini dışarıya devretme pratiğiyle ilgilidir. Peki, bu benzerlik, toplumda ne gibi sonuçlar doğurur? İlginçtir ki, her iki kavram da, dışardan müdahale veya devredilen işler aracılığıyla yeni güç yapıları yaratabilir.

İltizam uygulamasının getirdiği sorunlar, bazı toplumsal yapıları zayıflatabilir. Çünkü vergi gelirlerinin dışarıya devredilmesi, toplumun en ihtiyaç duyduğu alanlarda eksikliklere yol açabilir. Her ne kadar stratejik açıdan verimli olsa da, toplumsal denetim ve dengeleme gereksinimlerine de dikkat edilmesi gerekmektedir. Böylece, iltizamın olumsuz etkilerini asgariye indirebiliriz.
[Bugün Hala Geçerli mi? İltizam ve Modern Dünya]

Bugün iltizam, devletin vergi toplama işlevini başkasına devretmesi şeklinde devam etse de, eskisi kadar yaygın değil. Bunun yerine devletler daha sıkı denetimler ve kontrol mekanizmaları kuruyor. Peki, iltizamın günümüzdeki etkileri nedir? Şirketlerin kamu alanlarını işletmeye alması, devletin gelir toplama işlerini özelleştirmesi, aslında iltizamın modern bir yansımasıdır. Ancak bu tür uygulamalar, eski Osmanlı uygulamalarıyla karşılaştırıldığında çok daha karmaşık ve teknoloji odaklı bir yapıya bürünmüştür.

Günümüzde müteahhitler, kamusal alanlarda hizmet verirken, devletin müdahaleleri daha sıkı ve şeffaf olma eğilimindedir. Peki, bu şeffaflık, iltizamın getirdiği eski adaletsizlikleri engeller mi? İltizamın zorluklarından, çıkarların toplumsal refahı gözetmeye yönelik nasıl dersler çıkarabiliriz?
[Düşündürücü Soru: İltizamı Günümüzde Ne Şekilde Uygulamalıyız?]

İltizam, devletin işlevselliği ile ilgili ciddi stratejik düşünceler yaratırken, toplumda her bireyin hakları, adaletli bir gelir dağılımı ve toplumsal refah gibi faktörler de göz önünde bulundurulmalıdır. Bugün, iltizamı daha şeffaf ve sosyal açıdan adaletli bir şekilde uygulamak mümkün mü? Bunu hep birlikte düşünelim ve belki de bu yazıyı biraz daha derinlemesine inceleyip, kamu hizmetlerinin özelleştirilmesi üzerine yeni stratejiler geliştirebiliriz!